Radyasyon ve Radyasyondan Korunma Yöntemleri


Bir önceki yazımda olduğu gibi bu seferde yaptığım ödevlerin hem bu konuda kaynak sıkıntısı çekenler için hem de günümüzde sıkça duyduğumuz radyasyonun ne olduğu hakkında biliçlenmek isteyen meraklı kişiler için yararlı olabileceğini düşünüyorum.


ÖDEV KONULARI

Ödev 1 – Temel Kavramlar
Radyasyon, radyoaktivite, yarı ömür, iyonlaştırıcı radyasyon, iyonlaştırıcı olmayan radyasyon, iyonlaştırıcı radyasyon çeşitleri ve bunların özellikleri, radyasyon ölçüm birimleri kavramlarını araştırınız.

Birinci ödevi görüntülemek veya indirmek için tıklayınız.

Ödev 2 – Radyasyon Kaynakları
Radyasyon kaynakları doğal ve yapay olmak üzere ikiye ayrılır.Bu iki türe giren radyasyon kaynaklarını araştırıp her birini açıklayınız. Canlıların bu kaynaklardan maruz kaldıkları ortalama radyasyon ne kadardır, araştırınız. (more…)

Nükleer Zayıf Kuvvet


Birkaç ay öncesinde İngilizcemi geliştirmek amacıyla blogda İngilizce yazmaya karar vermiştim ancak bazı konularda Türkçedeki kaynak eksiği olduğunu düşündüğüm ve yaptığım ödevlerin faydalı olması amacıyla ara sıra türkçe yazmaya devam edeceğim.

Nükleer zayıf kuvvet nedir ? Özellikleri nelerdir ? Teorik ve deneysel açıdan bunun önemini ortaya koyan bazı gelişmeler hakkındaki araştırmalarımı paylaşıyorum…(tam halini yani pdf dosyasını okumanız tavsiyemdir)


Zayıf etkileşim, parçacık fiziğinde; güçlü etkileşim, elektromanyetizma, gravitasyon yanında doğanın dört temel etkileşmelerden biri olan nükleer zayıf kuvvet veya zayıf kuvvetten sorumlu olan mekanizmadır. Zayıf etkileşim, radyoaktif bozunumlardan ve atomaltı parçacıkların nükleer füzyonundan sorumludur. Zayıf etkileşim teorisi bazen QCD ve QED ile olan benzerliğinden dolayı quantum flavordynamics (QFD) olarak isimlendirilir, ama pratikte zayıf kuvvet en iyi bir şekilde elektro-zayıf (EWT) teorisinde anlaşıldığı için genelde QFD nadiren kullanılır. (more…)

İnternette Okuduğunuz Her Şeye İnanmayın


Bilimsel bir dergi yayımlayan bir organizasyon, içinde alanlarında profesyonel olan ve gelen yazıları denetleyen editörlerden oluşmaktadır. Yani bir makale dergide yayımlanmadan önce onun doğruluk oranı alanında profesyonel kişiler tarafından denetlenir. Ve sadece; iyi, güvenilir ve savunulabilir olanlar yayımlanır.

Ancak bu internet için geçerli değildir. Bir yayın kurulu yoktur. İnternet erişimine ya da sunucuya sahip olan herkes web zayfasında herhangibir şey hakkında iddalarda bulunabilir. Doğrudur ya da değildir. Doğrulanmıştır veya doğrulanamamıştır. Güvenlidir veya değildir. Yazı bir şarlatan tarafından yazılmış olabildiği gibi, alanında uzman olan kişiler tarafından da yazılmış olabilir (alanında uzman olması yazdığı her şeyin doğru olduğu anlamına gelmiyor, yukarda belirttiğim gibi alanında uzman kişilerin makaleleri bile editörler tarafından onaylandığı takdirde yayımlanır). Bu yüzden bütün internet kullanıcıların sağlıklı bir düzeyde şüpheci olmaları gerekmektedir.

Bütün internet kullanıcılarının sahip olması gereken bu şüphecilik kabaca şunları içermektedir :

–  Eleştirel bir okuyucu olun. Gördüğünüz şeyleri sorgulayın ve internette okuduğunuz şeylerin güvenilir olamayabileceğini aklınızda bulundurun.

–  Kaynağı kontrol edin. Okuduğunuz şeyin asıl kaynağını bulmaya çalışın ve kaynağın güvenilir olduğuna emin olun.

–  ”arkadaşımın arkadaşına” olarak başlayan hikayelerde dikkatli olun. Bu şehir mitlerinde sıkça kullanılan bir tekniktir.

  Bilinmedik bir kişiden e-posta alıyorsanız ve bu e-posta link içeriyorsa o linklere tıklamayın ve bu kişilerin mesajlarını yanıtlamayın.

Peki bir internet kullanıcısı neden bunların farkında olmalı ?

–  İstemediğiniz e-postaların kurbanı olabilirsiniz. 

–  Bilgisayarınız aktivitesi bir spyware yardımıyla loglanabilir ve rapor edilebilir.

–  Bilgisayarınız başkaları tarafında dosya depolama veya paylaşmak için kullanılabilir.

(more…)

What Do I Deserve?


“What Do I Deserve” in this world? This is a question that I’ve been keeping my head busy with for a long time and hasn’t left it without finding an answer. I’ve been thinking about this recently and have been trying to find answers to it. Actually the answer to this question is quite simple but at the same time also hard. Why simple? Or why hard? Because the answer is “everything” and I cannot own/have everything. Why would I even ask for something like that?

There’s a lot of people in this world, and if all these people don’t want “everything” they at least want “most of the things”. This question has also a simple answer because I deserve this. Because me and you, we are valuable. Because we deserve; seeing places that garnish our dreams, hearing what we want to hear, eating what we want to eat, scenting what we want to scent and doing whatever comes to our mind. I can’t tell that we didn’t come to this world to have fun, but I can tell that we didn’t come here to feel pain…and I’m sure on that. So what is the answer? Why aren’t we living the way we want to? Or is someone able or if it isnt able to live like that?

Is it the thing that we werent owning? What goes through our mind? Could it be money?
That time these things are messing with my mind. Do people have to love money? Or do they have to hate it? In conclusion I can say that if I hate money, the hate is because I don’t have it. Or if I love money it’s because I have money. From this comes a conclusion: the questions “how do I have money?” and “how do I get what I deserve?” are equal questions. And this questioning causes that the most unvaluable thing in this world becomes valuable.

@Anila has translated my another old blog post “Neyi Hak Ediyorum?”. I really appreciate her for this gift.

Love is not


People always ask what love is and why we fall in love. I really have no idea what it actually is, maybe it’s biological or maybe it’s the most fascinating thing that occurs in our lifes. Because of the complexity in the definition of love, instead of what it is I’ll try to answer what it’s not from my own experiences.

Love is not a quest. Some people believe that they can find love. No it’s not true.  Don’t search for it.

Love is not escaping from loneliness. So, if you’re tired of being lonely, and looking for someone to love. Don’t.

Love is not about being jealous. There’s a lot of reasons to be jealous. If someone is jealous about you or vice versa, this doesn’t mean that you’re in love.

Love is not a systematic thing. We can’t organize anything.

I can continue but roughly I can can say ;

Love has no reason. If we have a reason than it’s not love.

 Thanks for corrections @Anila 

Waiting for Death


Life; the most valuable thing we own. And death, the name of absence… Disappearance of awarness and annihilation of our egos. These two concepts take us from bad to good, fear to fearlessness and purpose to pourposelessness. Every single day we are experiencing good and bad things. We are living like we will never die. Then we are getting older and older and putting our mood to expectancy. But this is not an ordinary expectancy. This expectancy is not for wasting the time, it’s for stopping the time.

What are we afraid of though? What makes living so valuable? The loved ones? Or our own selves? Or none of these. Maybe living was just “sweet”, the ability to feel was beatifull, and simply existing was great. But not being is not like that. Since we derive from nonexistance we know really well what it means to not exist. From my opinion, what frightens us is not death or the act of dying. It’s not absence. What frightens us is not being able “to be”. Yes, because “being” was great.

– I’ve translated my old blog post Olumu Beklemek with my friend’s helps. Thank you Anila!

Lucy (2014)


Lucy is the new science-fiction film directed by Luc Besson. After my friends’ suggestion I’ve decided to watch it today, and after I started to watch the movie I figured out that the main subject of the film was the ‘Ten percent of brain myth’. As you can guess, the film is trying to answer the question ‘What it would be like if we use 100% percent of our brain’. I’m sure nowadays a lot of people believe this myth. Of course I’m aware that it’s a science-fiction movie, but how do we control everything around us if we use 100% of our brains. Or why do we need to control? I think that’s the thing that makes the film “bad” on from own viewpoint. Evolution is a natural process so it needs a lot of time to produce something. Ok, it’s a fiction, drug accelerated the process and gave the superpower to Lucy as a result she obtained ‘telepathy’ and ‘psychokinesis’ abilites. She reached the stars, made her own computer and so on. All these don’t seem different. These things have always been interesting for humans and that’s why the movie can’t answer the question properly. Indeed, it’s not easy to answer to that question. I don’t have an idea what if it would be like (if it was true). But I’m sure it will be not like as in the movie. Or, as a conclusion I can say we can’t make a prediction what it would be like if we use 100% of our brain while we are already using 100% of it.

Sources :

I would like to thanks to my friend Anila for her corrections on this post.